Tıp Terimleri

Tıp Terimleri

Latest | A B C D E F G H K L M N O P R S T U V W Y Z
There are 60 names in this directory beginning with the letter A.
Abdomen
Karın, batın.

Abortus
Çocuk düşürme,düşük.

Absans
Kısa süreli şuur kaybı.

Abse
Çevre dokulardan kese tarzında doku ile sınırlı içerisi cerahat ile dolu oluşum.

Absorbsiyon
Emilme, örn.sindirim, gıdaların barsaklarda absorbsiyonudur denilebilir.

Adams-Stokes Sendromu
Kalp atışlarını sağlayan sinir iletim sisteminin birden bozulması (kalp bloku) sonucu bilinç kaybı kalp durması ve yüz renginin solması, vücudun kasılması şeklinde beliren duruma Adams-Stokes sendromu denir. Kalp atışlarının bir iki dakika sonra yeniden başlaması üzerine hastanın rengi ve bilinci yerine gelir. Adams-Stokes nöbetleri esnasında beyine az kan gittiği için bu durumlarda sara nöbetleri de ortaya çıkabilir. Adams-Stokes sendromuna cok kere kalp enfarktüsü veya ventrikül fibrilasyonu neden olur. Tedavi için suni solunum ve kalp masajı uygulamak veya kalbin yeniden atışlarını sağlayacak ilaçlar (adrenalin) yapmak gerekir. Tekrarlayan nöbetlerde kalbin düzenli bir şekilde devamlı çalışmasını temin edecek Pacemaker denen aygıt kullanılır.

Adenomegali
Siyonlarından kızamıkçık, infeksiyöz mono-nükleoz gibi hastalıklarda da adenit en önemli belirtiler arasındadır. Bir hastada adenomegali tespit edildiğinde önce kan muayenesi yapılmalı ve tüberküloz reaksiyonu (Montoux testi) araştırılmalıdır. Adenit tüberküloz vakalarında bu test kuvvetle müspet: çıkar. Kan muayenesinde kansızlık, lökopeni, trombosito-peni gibi kan hücrelerinin azlığı tespit edilirse hastada ayrıca kemik iliği ponksiyonu yapılarak çeşitli kan hastalıkları aranmalıdır. Kan hastalıkları uzmanları tarafından gerektiğinde lenf düğümlerinden ponksiyonla alınan hücreler bir lam üzerine yayılarak boyanır ve sitolojik tetkik uygulanır. Ayrıca bazı vakalarda büyümüş olan lenf bezinden cerrahi usulde parça almak yani biopsi yapmak gerekebilir. Vücudumuzdaki lenf düğümlerinin büyümesi halinde adenomegali veya adenopati deyimleri kullanılır. Akkan damarları da denen lenf sistemi bütün vücudumuzda kan damarları gibi yaygın olarak dağılmış olup organizmanın savunma ve bağışıklık görevini üzerine almıştır. Bu lenf yolları üzerinde ileri karakol gibi yer alan lenf düğümleri (lenf ganglionları) korteks ve medulla olmak üzere iki kısımdan yapılmışlardır. Lenf düğümünde lenfosit ve makrofaj denen iki tür hücre bulunmaktadır. Lenf düğümleri, çevreden lenf yoluyla gelmiş yabancı bir cisme yani antijene karşı bağışıklık kazanmış B-lenfositi veya T-lenfositi üretir ve dolaşıma verirler. Ayrıca lenf düğümlerindeki makrofaj denen bazı hücreler organizmaya giren yabancı cisimleri veya mikropları yiyerek onları yok etmeye çalışırlar. Bu yok etme veya yeme işlemine tıp dilinde fagositoz denir. Kanda ve lenf sisteminde yer alan ve akyuvar (lökosit) denilen bir seri hücre (lenfosit, makrofai pfazmosit v.b.) bu bakımdan vücudun askerlerine benzetilebilir. Lenf düğümleri genellikle vücudun belirli anatomik böjgelerinde yer almışlardır. Bir kısmı yüzeyseldir ve büyüdüğü zaman gözle görülebilir veya elle hissedilebilir. Büyüklük, kıvam ve hareketlilik bakımından farklı olurlar. Diğer bir kısım lenf ganglionları ise derinde iç organların ve damarların çevresinde bulunurlar. Bunlar büyüdükleri zaman bile görülmez, ancak radyografi veya lenfanjiografi ile teşhis edilirler. Lenf düğümlerinin büyümesi halinde önce enfeksiyonlar daha sonra immünolojik hastalıklar (kollajen doku hastalıkları) ve tümörler akla gelir. Bakterilerin yaptıkları enfeksiyonlar özellikle koltuk altı vellükîarda bulunan lenf sında tüberküloz, frengi gibi hastalıkların düğümlerinin büyümesi gözle görülüp eiie yaptığı adenitler başta sayılır. Virüs enfeksiyon hissedildiğinde doktora başvurmalıdır. Lenf bezlerini büyüten neoplastik kan hastalıkları arasında Lenfadenomlar (Hodgkin hastalığı) en tehlikeli olanıdır. Adenomegalilerin tedavisi doğru bir teşhis konduktan sonra ve ancak uzman doktorlar tarafından yapılmalıdır.

Adrenalin
Böbreküstü bezlerinin iç kısımları tarafından salgılanan bir hormondur. Tabiatta bu hormonun görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır ve etkisini, nabzın atışı, kanın iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza değişmesi ve böylelikle acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde gösterir.

Advers
Reaksiyon, Yan etki. Uygulanan tedavi ile nedensellik ilişkisi olsun veya olmasın ortaya çıkan istenmeyen tüm tıbbi olaylar.

Afaki
Gözde, lensin olmaması.

Afazi
Beyindeki ilgili alanların tahribi sonucu, konuşma veya konuşulanı anlama yeteneğinin kaybı. Disfazi, aynı durumun daha hafif bir formudur.

Afoni
Ses kaybı. Kısmi veya tam olabilir. Afoni sebepleri, genellikle konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin hastalığı veya zedelenmesi, boğaz, gırtlak hastalıkları veya nörozdur. Histerik afoninin nedeni, şuuraltı, hiç konuşamamak veya özel bir durumda konuşmamamk arzusudur.

Afrodizyak
Cinsi arzuyu artırıcı maddeler, ilaçlara verilen isim.

Aglütinasyon
Sıvı bir süspansiyonda, ufak cisimciklerin bir araya gelip birbirlerine yapışmasıdır.

Agorafobi
Geniş, açık bir sahada yalnız kalınca hissedilen, kontrol edilemeyen bir korkudur.

Ajitasyon
Kişinin etrafa saldırganlığı, aşırı aktivitesi ile karakterize durum.

Ajite
Rahatsız, huzursuz, taşkınlık yapan.

Akne
Yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle ilgili kronik bir deri hastalığıdır. En çok 14-20 yaşlar arasında görülür ve bu hastalığın tipik belirtileri olan siyah noktalar, sivilceler, gençlerin bu en hassas devirlerinde genellikle psikolojik rahatsızlıklara yol açar. Yağ bezlerinin kanalında bir tıkaç oluşur ve bu tıkacın başı sertleşip siyahlaşır. Bazen, kanal tıkalı olduğu halde, bez yağ salgılamaya devam eder ve böylece içi yağ dolu bir kist oluşur. Siyah noktalara tıpta komedon adı verilir.

Akomodasyon
Gözün optik sisteminin çeşitli uzaklıklara uyum yaparak net görmenin sağlanması.

Akondroplazi
Tedavisi olmayan, sebebi bilinmeyen kalıtsal bir cücelik tipidir. Gövde normal büyüklüte olup, kol ve bacaklar anormal derecede kısa ve baş normalden büyüktür.

Akromegali
Beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön bölümünün aşırı çalışmasına bağlı bir durumdur. Büyüme tamamlanmadan, kemiklerin uzaması sona ermeden erken çağlarda baş gösterirse jigantism adı verilen dev görünüm oluşur. Bozukluk büyüme çağının bitiminden sonra baş gösterirse, el ve ayakların genişlemesi, çene ve burnun büyümesi ve sesin kalınlaştığı görülür.

Akustik Sinir
İşitme siniri.

Alar collaps (alar kollaps)
Nefes alırken burun kanatlarının içine çökmesi, büzüşmesi.

Ambliyopi
Gözde belirli bir bozukluk olmaksızın oluşan görme tembelliği.

Amnezi
Hafızanın kısmen veya tamamen kaybolması.

Analjezik
Ağrı kesici.

Anemi
Kısaca, halk arasında kansızlık olarak bilinen anemi, alyuvarların sayı olarak az olması ve alyuvarların içerisinde bulunan hemoglobin adı verilen maddenin miktarının azlığıdır.

Anemik
Kan değerleri düşük olan, yani kan sayımında eritrosit sayıları ve hemoglobin miktarı düşük olan kişi.

Anerji
Özel bir antijene cevap verilmemesi hali. Organizmanın savunma yeteneğinin kaybolması.

Anestezi
Doktorlar, ameliyat sırasında ağrı duymaması için, ameliyattan önce hastaya bir iğne yapar ya da solunum yoluyla bir gaz verirler. Hastanın bilincini yitirerek uykuya geçmesine narkoz, böylece vücudundaki ağrıları duyamayacak duruma gelmesine anestezi, bu duyu yitimine yol açan maddelere de anestezik denir.

Anizokoli
Gözbebeği çaplarının bir­birine eşit olmaması durumu. Gözbebeklerinden birisi, diğerine oranla daha bü­yük veya küçüktür.

Anksiete
İç sıkıntısı, iç daralması.

Anoreksi
Anorexia Nervosa, özellikle genç kadınlarda görülebilen, yemek yememek, çok az uyumak, buna rağmen çok aktif olmakla beliren psikolojik bir bozukluktur. Bu durum genellikle kişinin çok şişmanladığı kanısı ile mübalağalı bir şekilde rejim uygulaması ile başlar, önceleri kontrol edilebilen iştah bir süre sonra hakikaten yok olur ve zayıflama normal ölçüleri aşar.

Anosmi
Koku alamama, nezle grip gibi enfeksiyonlarda olabildiği gibi koku siniri ile ilgili beyin bölgesindeki patolojilerde de görülebilir.

Ansefalit
Beyin iltihabı.

Antienflamatuar
İltihabi reaksiyonu önleyen madde, ilaç...

Antiseptik
Mikropları, yani insan, hayvan ve bitkilerin dokularına yerleşerek hastalığa yol açan bakteri, virüs, mantar gibi tek hücreli asalak canlıları yok etmek sağlıklı yaşamın temel koşullarından biridir. Antiseptik, antibiyotik ve dezenfektan gibi değişik adlarla anılan birçok madde bu amaçla geliştirilmiştir. Ama genel olarak "mikrop" öldürücüler denen bütün bu maddelerin bazı özellikleri ve kullanımları farklıdır.

Antispazmodik
Spazm çözücü, daha çok iç organlardaki düz kasların kasılmalarını çözen ilaç grubuna verilen isim.

Antistatik
Statik elektrik birikimini önleyen madde.

Antitoksik
Toksin giderici.

Antitüssif
Öksürük giderici.

Antiviral
Virüslara etkili, virusların zararlı etkilerini önleyen.

Anüler
Halka şeklinde.

Anüri
İdrar çıkaramama.

Anüs
Makat, sindirim kanalının bitiş kısmı.

Aorta
Kalpten çıkan, vücudun en büyük damarı, kalpten çıktıktan sonraki kavisli bölümüne arcus aorta, göğüs kafesi içersinde seyreden kısmına torasik aorta ve karın içersinde seyreden bölümüne de abdominal aorta denir.

Aortik Anevrizma
Aort damarının her hangi bir bölümünde görülen genişleme.

Apandisit
Kör barsak (apendiks) iltihabı.

Apati
Çevre ile anormal derecede ilgisizlik, duygusuzluk, kayıtsızlık.

Apeks
Uç, tepe, zirve.

Apirojen
Ateş yükselmesine neden olan herhangi bir madde taşımayan.

Apne
Solunumun geçici bir zaman içinde durması.

Apopleksi
Felç, inme.

Araknoid
Beynin üzerinin örten ince zar.

Asetabulum
Uyluk kemiğinin başının, kalça kemiği ile eklem yaptığı çukurluk

Asetilsalisilik Asit
Yaygın olarak kullanılan ve bilinen aspirinin kimyasal adı.

Asidoz
Organizmanın asit baz dengesinde asit istikametinde bozulma sonucu ortaya çıkan entoksikasyon tablosu.

Aşil Tendonu
Baldır arka kısmındaki kas grubunun, topuk kemiğine birleşmesini ve ayağın aşağı yukarı hareketini sağlayan yapı (kiriş).

Aso
Antistreptolizin O için kullanılan kısaltma. Streptolizin, "Hemolitik Streptokok" adı verilen bakterilerin salgıladığı toksinin adıdır. Bu toksinin varlığını tespit için yapılan tetkike de kısaca ASO adı verilir. ASO, romatizma gibi bazı Hemolitik Streptokok enfeksiyonlarında yükselir bu açıdan teşhis te ASO değerleri önem taşır.

Atropin
Belladonna (Güzel Avrat Otu) adlı bitkiden elde edilen bir alkaloiddir. Tıpta çok değişik kullanım alanları vardır. Örneğin, göz dibinin muayenesinde, göz bebeğinin genişletilmesi için, ayrıca anesteziden önce üst solunum yollarında salgıların azaltılması için kullanılır.