Hayatı zorlaştıran iltihabi bağırsak hastalığı




Sosyal ve iş hayatını olumsuz etkileyerek yaşam kalitesini düşüren ve iltihabi bağırsak hastalıkları olarak adlandırılan Crohn ve ülseratif kolit, gençlerde ve orta yaş üzerinde sık görülüyor. Crohn hastalığı ve ülseratif kolitin nedenleri bilinmiyor. Her iki hastalık da alevlenmeler ve yatışmalar ile seyrediyor. Hastalığın alevlenme döneminde sindirim kanalında tutulan alan ödemli, şiş ve kızarık oluyor, belirtiler genelde bu dönemde görülüyor. Alevlenme dönemini takiben oluşan sessiz dönemde ise hastalık kısmen yatışıyor ve şikâyetler ortadan kalkıyor.

Hastalıkların belirtileri birçok hastalık ile benzer olabileceği için teşhiste problem yaşandığını belirten Prof. Dr. Hülya Över Hamzaoğlu, “Bu nedenle hastalar uzun yıllar doğru tedaviyi alamıyorlar” diyor ve hastalığın belirtileri hakkında şunları söylüyor:

“En sık rastlanan belirtiler, karın ağrısı, sık dışkılama, makattan kanama, kimi zaman kanlı ishal. kimi zaman kabızlık ve kilo kaybıdır. Ayrıca eklemlerden gözlere kadar farklı organlarda da belirtilere neden olabiliyor. Bu nedenle hastaların sosyal ve iş hayatını da olumsuz etkiliyor. Bu hastalık nedeniyle toplumda maddi ve manevi yük artıyor. Özellikle kadın hastalar evlenme ve çocuk sahibi olma konusunda kaygı yaşıyorlar. Öğrenciler üniversite, çalışanlar ise iş hayatlarında problem yaşıyorlar, hatta eğitimsiz ve işsiz kalabiliyorlar. İnflamatuvar bağırsak hastalıkları her yaşta olabiliyor ancak özellikle gençlerde (20-30 yaş arası) ve orta yaş üzerinde (50-60) sık görülüyor.

Hastalar erken tanı, düzenli takip ve uygun tedavi seçenekleri sayesinde hayata yeniden katılabiliyorlar, uygun ve erken tedavi ile ameliyat riskinden uzak kalabiliyorlar. Hastalar, hastalığın getirdiği psikolojik yük nedeniyle birbirlerine ihtiyaç duyuyorlar, bu nedenle aktif çalışan hasta derneklerinin varlığı çok önemli. Ülkemizde de bu amaçla kurulmuş hasta organizasyonları bulunuyor.“

ÇOCUKLARI DA ETKİLİYOR
Ülseratif kolit ve Crohn hastalığının çocukluk döneminde görülen hastalıklar içinde önemli yer tuttuğunu belirten Prof. Hamzaoğlu, 5 yaşın altında nadir görülen hastalıkta sıklığın, 10-19 yaşları arasında arttığını söylüyor.

Hastalığın genellikle kalın bağırsağın son bölümünü tuttuğunu vurgulayan Prof. Hamzaoğlu, “Hastalıkta kanlı ishal ve karın ağrısı olur. Çocuklarda hastalık erişkinlere göre daha hafif geçer. Ancak, yine de iştahsızlık, kilo kaybı, hafif ateş ve solukluk gibi belirtiler olabilir” diyor.

HAMİLELİK PLANLANIRKEN DİKKAT EDİLMELİ
İnflamatuvar bağırsak hastalığı bulunan erkek veya kadının çocuk sahibi olabileceğini söyleyen Hamzaoğlu, “Hamileliği, hastalığın aktif olmadığı dönemde planlamak çok önemli. Bu dönemde doğurganlık azalmaz ve hamilelik süreci sağlıklı bireylerdeki gibi ilerler. Bazı olgularda hastalığın aktif olmaması, kullanılan ilaçlara bağlı olabilir. Bu ilaçların bir kısmı hamilelik sırasında zararlı olabilir. Böyle durumlarda hamile kalma isteği, tedaviyi yürüten doktorla paylaşılmalıdır” diye konuşuyor.

Prof. Hamzaoğlu, İnflamatuvar bağırsak hastalıklarının hamileliğin gidişine ve bebeğin sağlığına olan etkileri hakkında ise şu bilgileri veriyor:

“Çok sayıda çalışmada, İnflamatuvar bağırsak hastalıklarının, hamilelik ve bebeğin sağlığı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmaların sonuçları, Crohn hastası veya ülseratif kolitli kadınların yaklaşık yüzde 85’inde hamileliliğin genellikle normal olduğunu göstermiştir. Crohn hastası veya ülseratif kolitli kadınların bebeklerinin sadece yüzde 1’inde doğumsal anormallikler görülür. Gebeliğin düşükle sonlanma riski de genelde artmamıştır. Bu oranlar, sağlıklı kadınlarda görülen oranlarla benzerdir. Bu noktada sağlıklı kadınlarda da hamileliğin her koşulda normal gelişim göstermediğini hatırlamak önemlidir. Hamilelikle ilgili veya bebeğin sağlığını etkileyen problemler veya komplikasyonlar, vakaların yaklaşık yüzde 15’inde görülür. Döllenme, artmış hastalık aktivitesi döneminde meydana gelirse kürtaj oranları, prematüre doğumlar ve diğer hamilelik sorunları önemli derecede artar. Mümkün olan durumlarda hamilelik başlangıcından önce aktif hastalık tedavi edilmelidir. Örneğin, yakın gelecekte ameliyatın gerekli olduğu biliniyor ise operasyon hamile kalmadan önce yapılmalıdır.”

BESLENME NASIL OLMALI?
Prof. Hamzaoğlu, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit üzerindeki etkisi hakkında ise şunları söylüyor:

Her iki hastalıkta da bazı beslenme faktörleri vardır ki bunların hastalığın oluşmasında, gelişmesinde, klinik evresinde, sıklığında ve akut hastalık alevlenmelerinin şiddetinde rolü bulunur. Birçok hastada yetersiz beslenme durumu ve kilo kaybı görülür. Aslında, inflamatuvar bağırsak hastalarının yaklaşık yüzde 65-75’inde, özellikle Crohn hastalarında kilo kaybı görülür. Ayrıca hastaların yüzde 60-80‘inde kansızlık söz konusudur. Beslenme eksikliğinin önemli bir sebebi yetersiz gıda alımıdır. Birçok hasta yemekten korkmakta, bir şeyler yemenin kendisi için zararlı olduğunu düşünmektedir. Bazı hastalar da çeşitli gıdalar rahatsızlık uyandırdığı için diyetlerini belirli yiyecek grupları için sınırlarlar. Ayrıca, akut atak sırasında besinlerin emilimi azalabilir ve hastalıklı bağırsak bölümünden protein kaybedilir. Hastalık alevlenmesi sırasında ishal, suyla beraber mineral ve vitaminlerin de kaybına neden olur. Yanlış yeme, içme hastalığın alevlenmesine neden olmaz. Hastalığın gelişmesi ve akut alevlenmelerin tetiklenmesi birçok faktörle ilişkilidir.